Açıklanamayan infertilitede tedavi

Açıklanamayan infertilitede tedavisiz bekleme yapılabilir mi?

Açıklanamayan infertilitesi olan çiftler bazen herhangi bir tedavi görmeden bir süre sonra hamile kalabilmektedir. Doğal yollardan hamile kalma şansları infertilitenin süresi uzadıça azalmaktadır. İki yıl içersinde tedavisiz hamile kalma şansları ile tedavi sonucu hamile kalma şansları arasında anlamlı bir fark yoktur. Üç yıldan daha uzun süredir infertil olan çiftin kendiliğinden hamile kalma şansı her ay için ortalama % 1-2 oranında azalmaktadır (her yıl için % 10-25). Bu gurup hastalarda kadının yaşı oldukça önemli olup 30 yaş üzerinde tedavisiz hamile kalma şansları her yıl için % 10 oranında azalmaktadırAçıklanamayan infertilitede tedavi

Ovulasyon indüksiyonu ve/veya intrauterin inseminasyon (aşılama) ile hamilelik şansı arttırılmaktadır.

Klomifen sitrat ile 4-6 aylık tedavi ile gebelik şansı tedavi verilmeyenlere göre iki kat artmaktadır. Aynı şekilde kas içine veya ciltaltına yapılan gonadotropin (FSH, LH) adı verilen ilaçlarla birlikte uygulanan inseminasyon protokolleri ile ortalama 15-22 arasında gebelik şansı vardır.

Gonadotropinler veya klomifen sitrat indüksiyonu ile aşılama yapılmadan zamanlı cinsel ilişki (timed intercourse) önerilerek benzer gebelik oranları elde edilmektedir. HCG iğnesi yapıldıktan sonra ortalama 40 saat sonra ovulasyon meydana geleceğinden çifte hangi saatlerde ilişkide bulunmaları konusunda öneriler verilmektedir. Kadın yaşı 35 ve daha üzeri ise, 3 kez aşılamadan sonuç alınamayan sebebi belli olmayan bu grupta kesinlikle tüp bebek yöntemine başvurulmalıdır.

Tüplerle İlgili Problemler                                            

Tüm infertilite nedenlerinin % 20-25'ini tubal faktör oluşturur. Normalde sperm ve yumurta hücresi tüp içerinde karşılaşır ve döllenme burada meydana gelir. Daha sonra oluşan embriyo tüp içersinde ilerleyerek rahim boşluğuna yerleşir. Tubal faktör varlığında bu olaylar zinciri meydana gelememektedir. Tüplerde kısmi veya tam tıkanıklık, tıkanma olmaksızın oluşmuş hasarlar, yapışıklıklar, endometriosis, dış gebelik, geçirilmiş iltihaplar (özellikle tüberküloz/verem) ve ameliyatlar infertiliteye yol açmaktadır. En sık neden pelvik inflamatuar (rahim ve yumurtalık iltihabı) hastalıklarıdır.

Pelvik İnflamatuvar Hastalık (PİH)

PİH genellikle serviksten uterusa gonore (belsoğukluğu) veya klamidya bakterilerinin yaptığı iltihap sonucu oluşmaktadır. Bu dokularda şiddetli enfeksiyon meydana gelmektedir. Bakteri, beyaz kan hücreleri ve diğer sıvılar tüpleri doldurur. Vücut bakterilere karşı savaşını kazandıktan sonra, iyileşme safhasında tüplerin içini döşeyen tabakada nedbeleşme ve hasar oluşur. Tüplerin yumurtalık tarafındaki uçları kısmen veya tamamen tıkanabilir, yumurtalık ve tüplerin dış kısmında yapışıklıklar oluşabilir. PİH, erken dönemde tedavi edilirse tüplerde hasar az olur ve fertilite korunur.

PİH sonrası tubal dış gebelik riski artmaktadır. Önceden PİH geçirmiş kadınlarda dış gebelik riski normale göre 6-10 kat daha fazladır.

Histerosalpingografi (HSG) rahim içi ve tüplerin değerlendirilmesi için en sık başvurulan tetkikdir. Bu işlem, rahim ağzından verilen radyo-opak maddenin rahim boşluğu (uterin kavite) ve tüplerin içersine dolması, sonra da karın içine dökülmesinin gösterilmesine dayanmaktadır. Ancak HSG'de, tüplerin açık olarak görülmesi tüplerin normal olduğu anlamına gelmez. Normal tüp fonksiyonu, yumurtanın tüp içine emilmesini, yumurta ve spermin taşınmasını ve döllenmesini, oluşan embriyonun tüplerden geçerek rahim içine düşmesini sağlar. Embriyo tüpün içinde ortalama 5 gün geçirmekte ve bu süre içinde gelişerek blastokist aşamasına gelmektedir. Eğer yumurta sperm ile döllenir, ancak taşınmasındaki probleme bağlı olarak rahime kadar ulaşamaz ise gebelik tüpler içersine yerleşir ve dış gebelik meydana gelebilir.

Tüp hasarının araştırılmasında kullanılan diğer metodlar

  • Histerosalpingografi (HSG)
  • Laparoskopi
  • Tubal kateterizasyon
  • Falloposkopi

Tüplere bağlı kısırlık kadının geçirdiği enfeksiyonlar, geçmişte myom, yumurtalık kisti, ve karın içi ameliyatları nedeniyle olabildiği gibi isteğe bağlı olarak tüplerini bağlanması sonucu da oluşabilmektedir. Tedavide önce kapalı yöntem olan laparoskopi denenmeli sonuç alınamazsa tüp bebek yöntemine başvurulmalıdır. Tüplerin isteğe bağlı olarak bağlatılmasının ve tüplerin rahim çıkışından itibaren tıkalı olması durumunda mikro cerrahi yöntemi kullanılmaktadır. (Mikro cerrahiye Link)